
Dünya üzerinde bazı meydanlar vardır ki, sadece birer toplanma alanı değil, o şehrin atan kalbi, hafızası ve ruhudur. Moskova’nın Kızıl Meydan’ı veya Venedik’in San Marco’su mimarisiyle büyülerken; Fas’ın Kızıl Şehri Marakeş’teki Jemaa el-Fnaa, "yaşayan kültürüyle" ziyaretçilerini zaman tünelinde bir yolculuğa çıkarır.Gündüzü ayrı, gecesi bambaşka bir masala ev sahipliği yapan bu meydan, sıradan bir turistik nokta değildir. UNESCO’nun 2001 yılında, somut olmayan kültürel mirası korumak adına başlattığı projenin ilham kaynağı ve listeye giren ilk eseridir.Peki, Gezimatix Fas Turları ile adım atacağınız bu kaotik ama büyüleyici meydanın ardındaki sır nedir? Neden yüzyıllardır insanlar burada toplanıyor? Gelin, Marakeş’in kalbindeki bu açık hava tiyatrosunun perdesini aralayalım.
Meydanın adı olan Jemaa el-Fnaa (Cema ül Fena), Arapça kökenli kelimelerden oluşur ve etimolojik olarak tarihçiler arasında hala bir tartışma konusudur.
Bugün o karanlık tarihten eser kalmasa da, meydanın yaydığı mistik enerji ve açıklanamayan çekim gücü, belki de bu derin geçmişten gelmektedir.
Genellikle UNESCO listelerinde tarihi binaları, antik kentleri görmeye alışığızdır. Ancak Jemaa el-Fnaa, fiziksel yapısından çok, barındırdığı "Kültürel Boşluk" ve bu boşluğu dolduran insan hikayeleri nedeniyle korunmaktadır.Meydan, Halqa (Halka) adı verilen bir geleneğin son kalesidir. Yüzyıllardır süregelen sözlü anlatım geleneği, burada hala canlıdır. Okuma yazma oranının düşük olduğu dönemlerde halkı eğiten, güldüren ve haberleri yayan bu sistem, bugün modern dünyaya inat Marakeş'te yaşamaya devam etmektedir.
Sabah saatlerinde Gezimatix rehberinizle meydana indiğinizde, sizi nispeten sakin bir ortam karşılar. Meydanın hakimi, taze sıkılmış portakal suyu satan turuncu tenteli arabalar ve onların yaydığı narenciye kokusudur.Güneş yükseldikçe, meydanın kadim sakinleri yerlerini almaya başlar:
Önemli Not: Yılan oynatıcıları veya su satıcıları ile fotoğraf çektirmek ücretlidir. Fotoğraf çekmeden önce pazarlık yapmak veya rehberinizden destek almak, "turist tuzağına" düşmemeniz için önemlidir.
Güneş, meydanın hemen yanı başındaki 12. yüzyıl eseri Koutoubia Camii'nin minaresi arkasından batmaya başladığında, Jemaa el-Fnaa’da tam anlamıyla bir dönüşüm (metamorfoz) yaşanır.Seyyar tezgahlar bir anda kurulur, ızgaralardan dumanlar yükselir ve meydan devasa bir restorana dönüşür. Tajinler, kuskuslar, şiş kebaplar ve cesaret testi gerektiren meşhur Salyangoz Çorbası (Babbouche) tezgahları, yüzlerce insanı ağırlar.Bu sırada, meydanın diğer köşelerinde kandiller yanar ve asıl gösteri başlar:
Jemaa el-Fnaa, büyüleyici olduğu kadar karmaşık ve kaotiktir. Labirenti andıran çarşılarında (Souk) kaybolmak işten bile değildir. Bireysel gezilerde dil bariyeri ve yer yön bulma stresi yaşanabilirken, Gezimatix Fas Turları ile bu deneyimi profesyonel bir çerçevede yaşarsınız.
Marakeş’e gidip Jemaa el-Fnaa’yı görmemek, Paris’e gidip Eyfel’i görmemekten farksızdır. Ancak burası sadece görülecek bir yer değil, hissedilecek bir yerdir. Davulların ritmi, ızgaraların dumanı ve kalabalığın uğultusu birleştiğinde, kendinizi bir film setinde değil, yaşayan bir tarihin içinde bulursunuz.Siz de bu eşsiz atmosferi solumak, Sahra Çölü’nün sessizliğinden önce Marakeş’in sesine kulak vermek istiyorsanız; Gezimatix’in vizesiz Fas turları için yerinizi şimdiden ayırtın.Unutmayın, Jemaa el-Fnaa’da her gece yeni bir hikaye yazılır. Sizin hikayeniz ne zaman başlayacak?Bu eşsiz miras hakkında daha fazla bilgi için UNESCO Resmi Web Sitesi - Jemaa el-Fnaa sayfasını ziyaret edebilirsiniz.